AKP’nin özne olmayan, itaatkar ve kanaatkar nesil hayalindeki çocuklar, 23 yılda bir kenara itildi. Çocuklar yoksullukla, eğitimsizlikle, geleceksizlikle baş başa bırakıldı.
AKP 23 yılda, başta eğitim alanında büyük değişiklikler yaparak, kendi rejimine uygun nesiller yetiştirmek istedi. Çünkü eğitim, rejim inşasında en önemli araç. Bunu Cumhuriyetin kuruluşunda da rahatlıkla görebiliyoruz. Fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmek de eğitimle mümkün, kindar ve dindar – itaatkar ve kanaatkar nesiller yetiştirmek de….
23 yılda; müfredattan sınav sistemlerine, ders içeriklerinden okul türlerine, öğretmen olma koşullarından cemaatlerle işbirliğine kadar birçok değişiklikle yol katedildi. AKP’nin eğitimde dinselleşme hedefi tamamlanırken, okulları üç başlık altına indirme (imam hatipler, meslek okulları, özel okullar) ve meslek eğitiminin 14’ten (liseden) 10 (ortaokul) yaşa düşürülmesi hedefleri* ise son düzlükte.
AKP, toplumun birçok kesimini görmezden gelirken çocuklar maalesef bunun en başında yer aldı. Bir nesil dizayn edilirken çocukların hiçbir ihtiyacı görülmedi hatta insan oldukları bile göz ardı edildi. AKP iktidarı için çocuklar, kendi geleceklerini garanti altına aldıkları araçlar ve şov malzemesi oldu.
Öyle ki iktidar gözünde; okula aç giden çocuk yok, eğitimden kopan çocuklar yok, meslek eğitimi adı altında ölen, pandemide ilk önce onların okullarından vazgeçilen, depremde bile ne oldukları ile ilgilenilmeyenler çocuklar yok(!)
AKP iktidarının çocuk algısı örneklerinden birkaçını hatırlayalım:
✓ Ensar Vakfı’nda yaşanan çocuk istismarı sonrasında dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, “Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz.” dedi.
✓Diyanet, 6 Şubat depremleri sonrasında evlat edinme ile ilgili olarak; “Evlat edinenle evlatlık arasındaki bu ilişki sebebiyle bir evlenme engeli doğmaz.” dedi.
✓2016’da Meclis’te kurulan Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi Komisyonu’nun hazırladığı rapor, istismarcının çocukla 5 yıl boyunca ‘sorunsuz’ ve ‘başarılı’ bir ‘evlilik’ sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını öneriyordu. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Düğün yapılmış, dernek yapılmış, gelmişler, hediyeleri takmışlar, resmen evlenmişler.” ve “küçüğün rızası” diyerek bunu savunmuştu.
✓Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kolluk kuvvetlerinin ölümüne sebep olduğu çocuklar için şöyle dedi: “Güvenlik güçlerimiz, çocuk da olsa kadın da olsa kim olursa olsun gereğini yapacaktır.”
✓Dönemin, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi AKP milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, müfredatın içeriğinde yer alan cihat kavramı için “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok.” dedi.
✓Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, 6 Şubat depremi sonrası çocukların cemaat evlerine gönderildiği haberleri üzerine “Bizim Menzil Cemaati’ne ya da x, y, z herhangi bir yere verecek bir çocuğumuz yok ama insanlar kendi çocuklarını diledikleri yerde bulundurabilirler, buna da karışacak halimiz yok.” dedi.
✓Bakan Derya Yanık, 23 Nisan’da koltuğunu devrettiği çocuk için de “Tabii Ramazan olduğu için bir şey ikram edemedik. Ramazan’dan sonra aynı evde, koruma evinde kaldığı beş arkadaşıyla birlikte bize misafir olarak gelecek. O zaman çikolata ve çay hakkımızı kullanacağız.” dedi.
✓Dönemin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, mevsimlik işçi çocukların eğitimlerinin sekteye uğramaması için çözüm aramak yerine tarlada çalışan çocuğa kitap verip, karşılığında domates aldı.
✓Erdoğan, deprem sonrası Gaziantep’te çocuklara para verdi. Yine deprem bölgesi Adıyaman’da konuşma yapan Erdoğan’ın kürsüsü önüne çocuklar dizildi, dönemin Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu ise bu çocuklardan birinin şapkasını çıkararak kafasını kameralara çevirdi.
✓ Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de bir kurdele kesimi sırasında bulunan çocuklardan birinin kurdeleyi önden kesmesi üzerine çocuğun kafasına mikrofonla vurdu.
✓Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ücretsiz okul yemeği üzerine -kendisinin söylemleri üzerine tek başına bir yazı yazılabilir- “Bütün öğrencilere yemek verirsek; çocukların yemeklerini verecek personel var mı? Okullarında yemek yiyebilecekleri alan var mı? Çocuklar bizim dağıttığımız yemekleri yer mi?” dedi.
İktidarın çocuk algısı maalesef bu kadar. AKP iktidarı her konuda her istediğini yapma hakkını kendinde görürken, iş sorumluluk almaya gelince “Çocuklar cemaate giderse biz karışamayız, bir kereden bir şey olmaz, küçüğün rızası” diyerek topu havaya atmaktadır.
Bu ülke sınırlarında yaşayan her çocuktan sorumlu olan iktidardır. Aç kalan çocuktan sorumlu olan iktidardır. Okul yerine işe gitmek zorunda olan, çeteleşen çocuktan yine iktidar sorumludur. Mahallesinde park olmayan çocuğun, oynayamadığı oyundan bile sorumlu olan iktidardır.
Onların çocuk algısı; çok olsun, itaat etsin ki sorgulamasın, iktidarımı devam ettirsin demektedir. Bunun karşısında bizim çocuk algımız; düşünen, sorgulayan eşit yurttaşlar yaratmak olmalıdır. Geleceğin yetişkinleri için değil, bugünün çocukları için eşit ve nitelikli bir yaşamı mümkün kılmak olmalıdır.
*https://www.meb.gov.tr/meb-2024-2028-stratejik-plani-yayimlandi/haber/32485/tr