TBMM Genel Kurulu, İsrail'in Gazze saldırısı, Filistin halkına yaptığı soykırım ve zulüm ile kıtlık politikaları ve bölgede var olan güncel durumu görüşmek üzere TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında olağanüstü toplandı.
Toplantıda CHP lideri Özgür Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli, İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun yanı sıra tüm siyasi grupların genel başkan ve grup başkanvekilleriyle selamlaştı.
BAHÇELİ VE DERVİŞOĞLU SELAMLAŞMADI
Genel Kurul'a ilk gelen isimlerden biri olan MHP lideri Bahçeli, MHP sıralarında yerini alırken İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu salona geldiği sırada ikili arasındaki gerginlik gözlerden kaçmadı.
Dervişoğlu MHP sıralarına başıyla selam verirken; MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'ın ayağa kalkmak için hareket ettiği ancak Dervişoğlu'nun İYİ Parti sıralarına geçtiği görüldü.
Ayrıca MHP lideri Devlet Bahçeli de İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'na selam vermedi.
MECLİS'TE SOĞUK RÜZGARLAR
— Baba Ocağı (@babaocagicom) August 29, 2025
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları nedeniyle olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu'na gelen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli selamlaşmadı. pic.twitter.com/Yr2TxpYPx4
NELER OLDU?
İsrail'in işgali altındaki Gazze'deki katliamlar devam ediyor. İşgalci İsrail, çocuk ve kadınları da öldürüyor. Her gün çocukların öldüğü Gazze'de 22 Temmuz'da Birleşmiş Milletler kıtlık ilan etti.
BM'nin kıtlık kararının ardından Türkiye'de duruma karşı harekete geçen ilk parti CHP oldu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'nin Gazze için olağanüstü toplanması için çağrıda bulundu:
"Gazze'de yaşanan soykırımı, tehciri ve oranın güneye doğru süpürülerek boşaltılmasına karşı ve orada yaşanan kıtlığa karşı harekete geçmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni olağanüstü toplantıya çağırıyoruz."
Özel'in talimatı ile CHP kurmayları tüm siyasi parti temsilcileri ile görüştü. Özel, 22 Temmuz'da yaptığı açıklamada TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un olağanüstü toplanmayı 'yetkisini' kullanmadığını açıklamıştı.
CHP'nin Gazze çağrısına da iktidardan ilk olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yanıt vermişti. Bahçeli, "CHP Genel Başkanı’nın TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağıracaklarını duyurması, bunu da Gazze istismarıyla temellendirmesi boşuna bir avunmadır. Gazze dramıyla ilgili konuşulmadık bir şey kalmamıştır. Vakit laf değil iş ve icraat üretme vaktidir.” demişti.
ÖZEL'İN ÇAĞRISI İLE KURTULMUŞ HAREKETE GEÇTİ
CHP'nin çağrısı ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş harekete geçti.
Kurtulmuş, TBMM Başkanlığı;'na şu çağrı yazısını gönderdi:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığından bildirilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni İsrail'in Gazze saldırısı, Filistin halkına yaptığı soykırım ve zulüm ile kıtlık politikaları ve bölgede var olan güncel duruma ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bilgilendirilmesi için yürütmenin Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 59. maddesinin 2. fıkrası kapsamındaki talebinin karşılanması amacıyla Anayasanın 93. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 7. maddeleri gereğince 29 Ağustos 2025 Cuma günü saat 14.00'te olağanüstü toplantıya çağırıyorum. Sayın milletvekillerinin belirtilen gün ve saatte Genel Kurul toplantısına katılmalarını rica ederim"
Kurtulmuş'un çağrısının ardından bugün TBMM, 14.00'te üye yeter sayısı ile toplandı. Kurtulmuş, Meclis'te açılış konuşmasını yaptı.
"Bugün artık somut adımlarının adımların acilen atılması ve İsrail soykırım politikalarından dönene kadar, vazgeçene kadar Birleşmiş Milletler dahil tüm uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınmasını teklif ediyorum, uluslararası camiayı ilan ediyorum" diyen Kurtulmuş'un konuşması şöyle:
"Sayın milletvekilleri, İsrail'in Gazze'de ve işgal altındaki tüm Filistin topraklarında gerçekleştirdiği soykırım ve zulüm ile bölgedeki saldırganlığı ve yayılmacı eylemleri hakkında içinde bulunduğumuz bu dönemde yani 28. yasama döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu olarak altı adet ortak bildiri ve başkanlık tezkeresi kabul edilmiştir.
Bugünde İsrail'in Filistin halkına karşı saldırganlığını artırması, Gazze'deki kıtlığı bir imha silahı olarak kullanması suretiyle soykırımda yeni bir boyuta geçmesi vesilesiyle ve Gazze'yi tamamen ilhaka kalkışmasını görüşmek üzere bir araya geldik.
İsrail'in on yıllardır Filistin halkına karşı sürdürdüğü işgal, imha ve ilhak politikalarının son iki yıldır soykırım boyutlarını çoktan aştığı görülmektedir. Esasında artık kelimelerin yetersiz kaldığı bir noktadayız. Siyonist İsrail'in yaptıklarının yaptıklarının ne zulüm, ne vahşet, ne barbarlık, ne katliam, ne de soykırım sözcükleri tanımlamaya yeterli değildir.
Şimdiye kadar büyük çoğunluğu kadın ve çocuk olan 70 bine yakın insan katledilmiştir. Sivil altyapı kasıtlı şekilde hedef alınmış, okullar, ibadethaneler ve hastaneler alçakça bombalanmıştır.
Daha birkaç gün önce Gazze'nin güneyindeki Nasır Hastanesine yönelik saldırılarda hastalar, sağlık çalışanları ve uluslararası basın mensupları dahil olmak üzere onlarca masum insan dünyanın gözü önünde katledilmiştir.
Gazze'deki 36 hastaneden 33'ü ya tamamen yıkılmış ya çok ağır hasar almıştır. Yani fiilen Gazze'de sağlık hizmetleri verilemez bir noktaya gelinmiştir. Açlık ve kıtlık aylardan beri masum insanlara karşı bir yok etme yöntemi olarak kullanılmaktadır.
Öyle ki gıda yardım konvoyları bile Siyonist barbarlarca ölüm tuzaklarına dönüştürülmüştür. İsrail Gazze'yi işgal harekatını genişletme kararı alarak insanlık suçlarını sürdürmeye devam etmektedir. İsrail'in Gazze halkını bilerek ve isteyerek açlığa ve kıtlığa mahkum ettiği Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından da doğrulanmıştır.
İsrail derhal ateşkese kabul etmeli ve tüm silahlı birimlerini bölgeden çekmelidir. Hazırlanan uluslararası insani yardım ve imar planları temelinde Gazze'nin acilen yeniden ayağa kaldırılması sağlanmalıdır. Bölgenin yönetimi Filistinlilere ait olmalı, güvenliği ise Birleşmiş Milletler barış gücü tarafından teminat altına alınmalıdır.
Hatta geçtiğimiz günlerde İrlanda Cumhurbaşkanının da ifade ettiği şekilde Gazze'de insani yardım şartlarının sağlanması amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından bir güç gönderilmesi ivedilikle sağlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, İsrail'in barbarlığı bildiğiniz gibi sadece Gazze ile sınırlı değildir. Kudüs ile Batı Şeria'da silahlı güçleri ve gaspçı yerleşimcileri vasıtasıyla Filistinlilere uyguladığı şiddet fütursuzca artırılmış, toprak işgalini, yasa dışı yıkım ve yerleşim inşasını hızlandırmışlardır. Son olarak oldukça hassas bir bölge olan E-1 bölgesi olarak tanımlanan topraklarda da Kudüs'ün doğusunu Batı Şeria'dan ayırmayı amaçlayan yeni bir yasa dışı yerleşim yeri oluşturma kararı uluslararası camiada büyük bir infiale yol açmıştır.
Sayın milletvekilleri, diğer yandan İsrail Parlamentosu da uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yardım ve İmar Ajansının faaliyetlerini yasaklayan, Gazze ve Batı Şeria'ya insani yardımların ulaşmasını engelleyen, Filistin topraklarına el koyan kanunları kabul etmekte, Filistin topraklarının ilhakı çağrısında bulunan kararlar almaktadır.
Ezcümle, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki her eylemi uluslararası hukukun açık bir ihlalidir, savaş suçudur, soykırımdır. Sayın milletvekilleri, soykırımcı Netanyahu çetesinin acımasız eylemlerine karşı dünyanın her köşesinde halkların tepkisi her geçen gün artmakta, büyümektedir. Bu caniler çetesine karşı insanlık cephesi dil, din, ırk ve coğrafya ayrımı olmaksızın sesini daha da yükseltmekte, dünyanın neredeyse her ülkesinde, her başkentinde Siyonist İsrail telin edilmektedir. Bu sebepledir ki yakın bir zamana kadar sessiz kalarak veya mazeretler üreterek İsrail'e destek veren Batılı ülke hükümetleri ve parlamentoları dahi İsrail'e tepki göstermeye başlamıştır.
Batılı ülkeler gelecek ay Filistin'i tanıma kararını almaya hazırlanmaktadır. Birçok Batılı ülke İsrail'e karşı yetersiz de olsa yaptırım kararlarını almaya almak üzeredir.
Esasen başta ülkemiz olmak üzere Asya, Afrika ve Latin Amerika devletleri bu konuda öncü rol oynamaktadır. Dünya parlamentolarında İsrail'e daha etkin yaptırım uygulanması yönünde baskılar artmakta, sesler yükselmekte, hatta aksi tutumlar siyasi sorunlara dahi neden olmaktadır. Nitekim bunun bir örneği olarak Hollanda Dışişleri Bakanı ve partisinden yedi bakanın Hollanda Parlamentosunun İsrail'e ek yaptırım kararı almaması üzerine koalisyondan ayrılması Hollanda'da siyasi bir krize yol açmıştır.
ABD Kongresinde dahi İsrail'in Gazze'de ateşkese kabul etmesini etme etmesini ve insani yardımları engelleme politikasına son vermesini isteyen üyelerin sayısı artmaktadır. İsrail'e Amerikan kamuoyunda verilen destek de her geçen gün azalmaktadır.
Kıymetli milletvekilleri, İsrail'in soykırım ve ilhak politikalarına karşı koymak ve insanlık cephesine destek olmak amacıyla parlamenter alan dahil çok boyutlu ve çok yönlü çabalarımızı artırarak sürdürmek zorundayız. Soykırımcı Netanyahu ve çetesinin uluslararası daha fazla alanda daha fazla tecrit edilmesi için elimizden gelen her türlü çabayı ortaya koymalıyız. Bu amaçla Gazi Meclisimizin attığı önemli adımlar olmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi oy birliğiyle aldığı kararlarla İsrail'in Filistin'deki katliamlarını ve bölgedeki saldırılarını güçlü şekilde defaatle kınamıştır. Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'in Gazze'de soykırım işlediği suçlamasıyla Güney Afrika Cumhuriyetinin Cumhuriyet'i tarafından açılan davaya Türkiye'nin müdahil olması sürecinde de Meclisimiz aktif katkı sunmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi hatırlayacağınız üzere burada Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı geçen sene konuk ederek Filistin devletinin sesinin uluslararası camiada duyulmasına büyük bir katkı sunmuştur. Meclisimiz parlamenterler arası Kudüs platformuna destek olmaktadır.
Ayrıca bu yıl Nisan ayında Türkiye Büyük Millet Meclisinin öncülüğünde İstanbul'da tesis ettiğimiz Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu kurumsal seviyede Filistin davasının uluslararası mücadelesindeki öncü kuruluşlardan birisi olmaya adaydır.
Değerli milletvekilleri, 7 Kasım 2024 tarihinde Brezilya'da katıldığımız P20 Parlamento Başkanları Zirvesi'nde İsrail'in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınmasının tartışılması vakti gelmiştir diye ifade etmiştim. Maalesef artık sözün bittiği yerdeyiz.
Gözlerimizin önünde bir halk kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle katlediliyor. Hatta açlıktan ölüme mahkum ediliyor. Bugün artık somut adımlarının adımların acilen atılması ve İsrail soykırım politikalarından dönene kadar, vazgeçene kadar Birleşmiş Milletler dahil tüm uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınmasını teklif ediyorum, uluslararası camiayı ilan ediyorum.
Meclisimiz tüm siyasi gruplarıyla, tüm milletvekilleriyle Filistin halkının meşru haklarının savunulması, Filistin devletinin daha fazla ülke tarafından tanınması, iki devletli çözüm perspektifinden perspektifinin sonuna kadar korunması, İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarında uyguladığı soykırım ve sömürge suçlarının durdurulması ve sorumlularının mahkemelerde hesap vermesine yönelik uluslararası çabalara öncülük etmeye ve katkı sunmaya devam edecektir.
Yüce Meclisimizin bugünkü olağanüstü toplantısı hiç şüphesiz bu tarihi sorumluluğumuzun bir gereğidir. Masum ve mazlum Filistin halkının haklı davasını savunmak bizim için insani, İslami ve tarihi bir sorumluluktur. Filistin davası kim ne derse desin, bizim için, Türkiye için, milletimiz için milli bir davadır. Tam anlamıyla özgür ve egemen Filistin devletini kuran kurulmasını sağlayana kadar bu mücadeleye Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak destek olacağımıza, öncülük yapacağımıza bir kere daha buradan söz veriyor.
Bu duygularla yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum."